Watchtower ONLINE KÜTÜPHANE
Watchtower
ONLINE KÜTÜPHANE
Türkçe
  • KUTSAL KİTAP
  • YAYINLAR
  • İBADETLER
  • g98 Temmuz s. 23-25
  • 801 Sefer Sayılı Uçakta Sağ Kaldım

Bu kısım için bir video yok.

Üzgünüz, video yüklenirken bir hata oluştu.

  • 801 Sefer Sayılı Uçakta Sağ Kaldım
  • Uyanış!—1998
  • Altbaşlıklar
  • Benzer Malzeme
  • Çarpma ve Sonraki Görünüm
  • Alevler Kaygılandırıyor
  • Sonunda Kurtarılıyorum!
  • En Sonunda Karımı Görüyorum!
  • Öncelikleri Sıraya Koymak
  • Uçağa Korkudan Mı Binmiyorsunuz?
    Uyanış!—1989 (Bilimsel Seri 29-32)
  • Tecrübeli Bir Pilottan Tavsiyeler
    Uyanış!—2003
  • Sevdiğiniz Biri Öldüğünde
    Gözcü Kulesi Yehova’nın Gökteki Krallığını Duyurur—2008
  • Yehova’dan Gelen Nimetler Hayatımı Zenginleştirdi
    Gözcü Kulesi Yehova’nın Gökteki Krallığını Duyurur—2015
Uyanış!—1998
g98 Temmuz s. 23-25

801 Sefer Sayılı Uçakta Sağ Kaldım

UÇAĞIMIZ Guam’a inmek üzere alçalırken camdan dışarı baktım. ‘Çok garip,’ diye düşündüm. ‘Her yer çok karanlık görünüyor.’ Vaktin geceyarısını geçtiği ve şiddetli yağmurun görüş mesafesini daralttığı doğruydu. Fakat adanın ışıkları ve havaalanının ışıklı uçak pisti neredeydi? Tüm görebildiğim jumbo jetimizin kanatlarındaki donuk ışıklardı.

Uçuş görevlilerinden biri yere iniş hazırlığı için olağan anonsu yapmıştı; çıkan sesten uçağın iniş takımlarının sağlam şekilde yerine oturduğu anlaşılıyordu. Ancak, uçağımız yere sürtündüğünde aniden büyük bir gürültü duyuldu. Uçak kontrolsüz şekilde sarsılarak ilerledi ve yolcular koltuklarının kollarını sıkıca kavrayarak “Neler oluyor?” diye bağırdılar.

Dakikalar sonra, herhalde pilotaj hatası yüzünden, Boeing 747 tipi uçağımız havaalanına 5 kilometre kala, bir yamaca şiddetle çarptı. 6 Ağustos 1997’de yaşanan bu facia sonucunda, yolcu ve mürettebattan oluşan 228 kişi öldü. Ben, hayatta kalan 26 kişiden biriydim.

Seul’de (Kore) uçağa binmeden önce, havayolunun bir temsilcisi oturduğum mevkii değiştirerek bana birinci sınıf yolcu kabinindeki son yeri vermişti. O kadar sevinmiştim ki, Guam’daki havaalanında beni karşılayacak olan karım Soon Duck’a telefon etmiştim. Bu yer değişikliği, bana düşünebileceğimden çok daha fazla yarar sağladı.

Çarpma ve Sonraki Görünüm

Uçuş mürettebatı, görüş mesafesi sınırlı olduğundan yaklaşan tehlikenin farkında değildi. Her şey çok hızlı oldu. Önce, kendimi olabilecek en kötü şeye hazırladım ve hatırladığım sonraki şey ise, hâlâ koltuğuma kemerle bağlı olarak uçağın dışında bir yerde bulunduğumdu. O sırada bilincimi kaybedip kaybetmediğimden emin değilim.

Kendime, ‘Yoksa bu bir rüya mı?’ diye sordum. Öyle olmadığını fark ettiğimde ilk olarak, karımın kazayı duyduğunda nasıl tepki göstereceğini düşündüm. Sonradan karım, ümidini hiç yitirmediğini söyledi. Hatta havaalanında bazıları sadece yedi kişinin hayatta kaldığını söylediğinde, benim de o yedi kişiden biri olduğumu düşünmüştü.

Uçağımız, engebeli ormanlık arazide parçalanarak dörde ayrılmıştı. Cesetler her yere dağılmıştı. Uçağın bölümleri yanıyordu, inlemeler ve bağırışlarla birlikte patlamalar da duyuyordum. “İmdat! Yardım edin!” diye yalvaranların sesleri geliyordu. Koltuğum yaklaşık 2 metre uzunluğundaki otların üzerine düşmüştü ve alevlerin ürkütücü ışıkları arasından az ötedeki dik kayalık tepeyi görebiliyordum. Saat yaklaşık sabahın 2:00’siydi ve yağmur yağmaya devam ediyordu.

O kadar şaşkına dönmüştüm ki, genç bir kızın kopmuş kafa derisinin başının arkasından aşağıya doğru sarktığını görene kadar, yaralanmış olabileceğimi düşünmemiştim. Hemen kafamı yokladım ve sol gözümün üzerindeki bir kesiğin kanadığını fark ettim. Vücudumun diğer bölgelerini kontrol etmeye başladım ve daha birçok küçük kesik olduğunu fark ettim. Şükürler olsun ki hiçbiri ciddi yaralar değildi. Fakat, bacaklarımdaki şiddetli ağrı hareket etmemi imkânsızlaştırıyordu. Her ikisi de kırılmıştı.

Daha sonra, hastaneye götürüldüğümde, doktorlar yaralarımın “fazla önemli olmadığını” söylediler. Hayatta kalan diğerlerinin yaralarıyla karşılaştırıldığında gerçekten de önemli değildiler. Enkazın içinden çıkarılan bir adamın bacakları yoktu. Başkalarında ciddi yanıklar meydana geldi; bunların arasında, kazadan kurtulmakla birlikte haftalarca dayanılmaz acılar çektikten sonra ölen üç kişi de vardı.

Alevler Kaygılandırıyor

Yaralarımdan çok, kurtarma ekibinin bana zamanında ulaşıp ulaşamayacağı konusunda endişeliydim. Değiştirdiğim yerin bulunduğu, uçağın orta kısmı, neredeyse tamamen parçalanmıştı. Geride kalan her şey yanıyordu ve sıkışıp kalan yolcular feci şekilde öldüler. Onların imdat çığlıklarını hiçbir zaman unutamayacağım.

Koltuğum uçağın burnuna yakın bir yerdeydi. Enkaza bir kol boyu uzaklıktaydım. Başımı arkaya çevirdiğimde alevleri görebiliyordum. Alevlerin kısa sürede bana ulaşmasından korkuyordum; fakat şükürler olsun bu olmadı.

Sonunda Kurtarılıyorum!

Dakikalar çok yavaş ilerliyordu. Bir saatten fazla bir zaman geçti. Sonunda, sabah saat 3:00 sıralarında birkaç kurtarma görevlisi kazanın olduğu yeri buldu. Tepenin üzerinde durup gördükleri karşısında şaşkınlıklarını dile getirdiklerini duyuyordum. Onlardan biri şöyle bağırdı: “Orada kimse var mı?”

“Ben buradayım,” diye haykırdım. “Bana yardım edin!” Diğer yolcular da ona yanıt verdiler. Bir kurtarma görevlisi diğerine “Ted,” diye seslendi. Bunun üzerine “Hey, Ted, buradayım!” “Ted, gelip bize yardım et,” diye bağırmaya başladım.

“Aşağı geliyoruz! Bekleyin,” yanıtı geldi.

Yağan yağmur bir yandan birçoklarının alevlerden korunmasını sağlamış, diğer yandan yamacı kayganlaştırarak aşağı inişi zorlaştırmıştı. Sonuç olarak, kurtarma görevlileri hayatta kalanlara ulaşıncaya kadar upuzun bir saat daha geçti. Beni bulmak için harcadıkları zaman sonsuz gibi gelmişti.

Ellerinde fenerler olan iki kurtarma görevlisi “Buradayız, endişelenmeyin!” dedi. Onlara hemen iki görevli daha katıldı ve beraberce beni kımıldatmaya çalıştılar. İkisi kollarımı kavradı ve diğer ikisi bacaklarımı tuttu. Bu şekilde taşınmak korkunç acı veriyordu, özellikle de çamurda kaydıklarında; ki bu defalarca oldu. Kısa bir mesafe gittikten sonra, beni yere bıraktılar. Onlardan biri sedye getirmeye gitti ve beni, tepedeki ambulansa götürecek olan askeri helikopterin bulunduğu yere taşıdılar.

En Sonunda Karımı Görüyorum!

Acil servise ulaştığımda sabah saat 5:30 sıralarıydı. Ciddi şekilde yaralandığım için doktorlar telefon görüşmesi yapmama izin vermediler. Dolayısıyla, karım uçağın düşmesinden yaklaşık dokuz saat sonrasına, yani sabah saat 10:30’a kadar kazadan kurtulduğumu öğrenemedi İsmimi kurtulanlar listesinde gören bir arkadaş ona haber vermişti.

En sonunda öğleden sonra 4:00 sıralarında, karımın beni görmesine izin verildiğinde, onu hemen tanıyamadım. Ağrı kesici ilaçlar yüzünden, duyularım körleşmişti. Karımın ilk sözleri şunlardı: “Yaşadığın için teşekkürler.” Aramızda geçen konuşmayı hatırlamıyorum ama sonradan söylediklerine göre şöyle demişim: “Bana değil, Yehova’ya teşekkür et.”

Öncelikleri Sıraya Koymak

Hastanede sağlığıma yeniden kavuşurken çektiğim acılar bana yabancı değildi. Kore’den Guam’a taşınmamızdan bir yıldan az bir süre önce, 1987’de, inşaattaki bir kaza sonucu dördüncü kattaki iskeleden düştüm ve iki ayağım birden kırıldı. Bu, hayatımda bir dönüm noktası oldu. Yehova’nın Şahidi olan ablam beni Mukaddes Kitabı incelemek üzere ısrarla teşvik ediyordu. Altı aylık iyileşme süresi bana bunu yapma fırsatını verdi. Sonuçta, aynı yıl yaşamımı Yehova Tanrı’ya vakfettim ve bunu su vaftiziyle sembolize ettim. Uçak kazasından beri, en sevdiğim ayetlerden birini düşünüyorum: “Önce [Tanrı’nın] krallığı ve O’nun adaletini aramaya devam edin ve bütün bu diğer şeyler de size verilecektir.” (Matta 6:33) Uçak kazasından sonra toparlanmaya çalışırken, yaşamımı tekrar değerlendirme olanağı buldum.

801 sefer sayılı uçağın yol açtığı kaza, yaşamın ne kadar değerli olduğu konusunda beni derinden etkiledi. Pekâlâ ölebilirdim! (Vaiz 9:11) Daha sonra, iyileşmek için birçok ameliyat geçirdim ve hastanede bir aydan fazla kaldım.

Şimdi Ulu Yaratıcımıza, insanların cennet yeryüzünde yaşamalarıyla ilgili düzenlemesi de içinde olmak üzere, sağladığı muhteşem yaşam hediyesini gerçekten takdir ettiğimi göstermek istiyorum. (Mezmur 37:9-11, 29; Vahiy 21:3, 4) Bu takdiri göstermenin en iyi yolunun Gökteki Krallık çıkarlarını yaşamımda ilk sıraya koymak olduğunun farkındayım.

[Sayfa 23’teki resim tanıtım notu]

US Navy/Sipa Press

    Türkçe Yayınlar (1974-2026)
    Oturumu Kapat
    Oturum Aç
    • Türkçe
    • Paylaş
    • Tercihler
    • Copyright © 2025 Watch Tower Bible and Tract Society of PA
    • Kullanım Şartları
    • Gizlilik İlkesi
    • Privacy Settings
    • JW.ORG
    • Oturum Aç
    Paylaş