Kederli Zamanda Teselli
SEVİLEN birinin ölümü, hayat boyunca duyulan en büyük üzüntüye neden olabilir. Güney Teksas’ten genç bir bayan şunları anlattı: “İkinci çocuğuma hamileyken, kocam öldürüldü. Bu acı olay bende büyük bir sarsıntıya neden oldu? Çevremdekilerle hatta oğlumla olan bağımı kaybettim. Aynı zamanda oğlumun konuşacak kadar büyüdüğü halde bir kelime bile konuşamaması beni çok tedirgin ediyordu. O zaman içime kapanık olduğumdan, eğer onunla konuşmazsam konuşmayı asla öğrenemeyeceğini fark etmedim.” Bu kadın teselliye ne kadar muhtaçtı! Bir iş arkadaşı ona Mukaddes Yazılardan söz edince cesaret kazandı.
Mukaddes Kitap, ölümün getirdiği acıyı tadan insanlara nasıl bir ümit takdim eder? Mukaddes Yazılar ölüler hakkında kaygılanmamıza ve ölümün getirdiği kederle ilgili olarak, fazla üzülmeye gerek olmadığını açıklar. Bunun nedeni, Tanrı’nın tayin ettiği zaman gelince, ölmüş olan sevilen kimselerin yeniden hayata getirilecek olmasıdır. Hıristiyan resul Pavlus: ‘Bir dirilmenin olacağını Tanrı’dan ümit eyledim’ dedi. (Res. İşl. 24:15) Diriltilen kimselerin bedbahtlık, hastalık ve ölümle bir daha asla karşılaşmama ümidi olacaktır. (Vah. 21:3-5) Bütün insanlığın çektiği acılar, ölülerin diriltilmesinden sonra var olacak şartlar tarafından tamamen kaldırılmış olacak, “önceki şeyler anılmayacak ve fikre gelmiyecek.”—İş. 65:17.
Birinci yüzyıldaki Hıristiyanlar dirilmeğe iman ettiklerinden sevilen birinin kaybedilmesinin üzüntüsüne dayanmak onlar için çok daha kolaydı. Onlar hiç bir ümidi olmayan insanlar gibi aşırı ve sonsuz üzüntülere kapılmazlardı. (I. Sel. 4:13) Fakat bir kimse dirilme olacağına nasıl güvenebilir?
Resul Pavlus’un ümidini Tanrı’ya olan imanına dayandırması dikkate değer. Her Şeye Kadir Tanrı insanı yarattığından, O, ölüleri diriltmek, onları yeniden yaratmak hikmet ve kudretine sahiptir. Gerçekten ilk yaratılan inan olan Âdem hakkında Mukaddes Kitabın verdiği bilgiler, bizim dirilme mucizesini anlamamıza yardım edebilir.
Âdem yerin toprağındaki elementlerden meydana getirildi. Tabii, bu elementlerin şahsiyeti yoktur, onlar bilinçli faaliyet veya düşünceden yoksundurlar. Bununla beraber Tanrı, bu elementlerden ahenkli bir beden oluşturduğu ve bu bedene hayat kuvveti verdiği zaman, müstakil bir şahsiyet, düşünme ve muhakeme yeteneği ve hayatı nakletme gücüne sahip olan bir insan meydana gelmiş oldu.—Tekv. 2:7.
Âdem’i bir fert haline getirenin, bedenini teşkil eden maddeler değil, Tanrı’nın topraktan aldığı maddelerle yaptığı şey olduğuna dikkat et. Bundan dolayı dirilme, ferdin ölümünden önce bedeninde bulunan moleküllerin muhafaza edilmesine ya da yeniden düzenlenmesine bağlı değildir. Hatta hayatımız boyunca bedenimizi oluşturan moleküller hiç durmadan değişikliğe uğrarlar. Böylece bugün senin bedenini oluşturan moleküller aşağı yukarı yedi yıl öncekilerden tamamıyla farklıdır. Böyle olmakla birlikte sen hâlâ aynı şahıssın. Benzer şekilde, bir kimse, ister insan, ister ruh olarak yaşamak üzere diriltilsin, onun bedeni ölmüş olan aynı şahsı oluşturan Tanrı vergisi tüm özellikleri taşıyacaktır. O, önceki hayatının tam aynı hüviyetine sahip olacaktır.—I. Kor. 15:36-49.
Mukaddes Kitap dirilme ümidi takdim etmekten başka, bu ümit için temel de sağlar. Mukaddes Yazılardan, ölülerin diriltilmesinin daha önce hiç olmamış yeni bir şey olmadığını da öğreniyoruz. Aksine, Mukaddes Kitap diriltilen erkek, kadın ve çocuklarla ilgili olayları özel olarak takdim eder. (I. Kır. 17:21-23; II. Kır. 4:32-37; Mar. 5:41-43; Luka 7:11-15; Yuh. 11:38-45; Res. İşl. 9:36-42; 20:9-12) En göze çarpan olay İsa Mesih’in dirilmesidir. Diriltildikten sonra 500’den fazla kişi onu gördü. (I. Kor. 15:6) Bu olay o kadar kesin bir şekilde tespit edilmişti ki, resul Pavlus, dirilmeyi inkâr etmenin, Hıristiyan imanının tümünü reddetmek anlamına geldiğini söyleyebildi. Şöyle okuyoruz: “Eğer ölülerin kıyamı yok ise, Mesih de kıyam etmemiştir, ve eğer Mesih kıyam etmedi ise, o halde bizim vâzımız boş, sizin imanınız da boştur. Ve biz de Allah hakkında yalan şahitler bulunmuş oluyoruz; çünkü Allah hakkında, Mesihi kıyam ettirdi, diye şehadet ettik; eğer gerçekten ölüler kıyam etmezlerse, onu kıyam ettirmemiştir. Çünkü eğer ölüler kıyam etmezlerse Mesih de kıyam etmemiştir; ve eğer Mesih kıyam etmemişse, sizin imanınız batıldır.”—I. Kor. 5:13-17.
Bu yüzden ölülerin dirilmesine iman etmek, resul Pavlus ve diğer milyonlarca insan için tükenmez bir teselli kaynağıydı. Bugün dahi böyle olmağa devam ediyor. Gerçi bazı insanlar dirilme konusu ile alay edip, kendilerinin diriltilen bir kimseyi hiç görmediklerini söyleyebilirler; fakat bu imansızlıkları ölümü karşılamakta onları daha iyi bir duruma getirir mi? Geçmişte diriltilenlerin tarihi delillerini inkâr etmekle sevdiklerini kaybedenlere teselli verici ne takdim edebilirler? Kendileri sevdikleri akrabalarını ya da arkadaşlarını ölümle kaybettikleri zaman, onların imansızlıkları kederlerini azaltmağa yardım eder mi? Durum açıktır.
Dolayısıyla yaslı olduğunuz zamanlarda Tanrı’nın, dirilme ile ilgili Mukaddes Kitaptaki emin vaatlerinden teselli bulmağa devam edin. Başka hiçbir ümit yoktur. Onu bırakmayın. Aynı zamanda yaslı kimselerle Mukaddes Kitabın dirilme ile ilgili mesajını paylaşarak onlara gerçek teselli vermekten tatmin duyun.