Hayatımız ve Hizmetimiz İbadeti Kitapçığı İçin Kaynaklar
1-7 KASIM
TANRI’NIN SÖZÜNDEKİ HAZİNELER | YEŞU 18-19
“Yehova Diyarı Paylaştırırken Hikmetini Gösterdi”
it-1-E 359 p. 1
Sınır
Toprakların kabileler arasında dağıtılmasında anlaşılan iki etken rol oynadı: Kura ve kabilenin büyüklüğü. Kurada belirlenen şey, miras alacakları toprağın kabaca konumuydu. Bir kabileye düşen mirasın memleketin neresinde olacağı, mesela kuzeyde mi, güneyde mi, doğuda mı, yoksa batıda mı veya sahil şeridinde mi, yoksa dağlık bölgede mi olacağı kurayla belirleniyordu. Kuranın sonucunu Yehova belirliyordu, bu da kabileler arasında kıskançlık ya da anlaşmazlık yaşanmasını önlüyordu (Öz 16:33). Ayrıca bu şekilde Tanrı her kabilenin konumunun, Yakup’un ölüm döşeğinde ilham yoluyla bildirdiği sözlerle uyumlu olmasını sağladı (Ba 49:1-33).
it-1-E 1200 p. 1
Miras
Miras verilen topraklar. İsrailoğullarına miraslarını Yehova verdi. O, tüm ülkenin sınırlarını belirleyip Musa’ya bildirmişti (Sy 34:1-12; Yş 1:4) Gadoğullarına, Rubenoğullarına ve Manasse kabilesinin yarısına toprakları Musa paylaştırdı (Sy 32:33; Yş 14:3). Diğer kabileler miraslarını Yeşu ve Eleazar’ın gözetiminde kurayla aldılar (Yş 14:1, 2). Yakup’un Başlangıç 49:5, 7’de önceden bildirdiği gibi Şimeon ve Levi kabilelerine ayrı bir bölge verilmedi. Şimeon’un toprakları, Yahuda bölgesinin içine dağılmış arazilerden ve şehirlerden oluşuyordu (Yş 19:1-9), Levi’ye ise İsrail’in farklı yerlerinde 48 şehir verilmişti. Levioğulları kutsal mekânda özel hizmetle görevlendirildiklerinden onların mirası Yehova’ydı. Hizmetlerinin karşılığı olarak aldıkları ondalık, onların payı ya da mirasıydı (Sy 18:20, 21; 35:6, 7). Kabilelere ait topraklar içinde her aileye pay verildi. Aileler çoğalıp çocuklar miras sahibi oldukça, topraklar giderek daha küçük parsellere bölünecekti.
it-1-E 359 p. 2
Sınır
Bir kabilenin coğrafi konumu kurayla belirlendikten sonra ikinci etken, yani kabilenin büyüklüğü hesaba katılarak mirasın boyutları saptanırdı. Kayıt şöyle diyor: “Diyarı kurayla aşiretlerinize göre mülk olarak paylaştıracaksınız. Kalabalık olanın mirasını artıracak, nüfusu az olanın mirasını azaltacaksınız. Kurada neresi çıkarsa mülkleri orası olacak” (Sy 33:54). Kurada çıkan coğrafi konum sabitti ama boyutlarda ayarlama yapılabiliyordu. Bu nedenle Yahuda kabilesinin mirasının çok geniş olduğu anlaşılınca, Şimeon kabilesine o topraklardan pay verildi (Yş 19:9).
Ruhi Hazineleri Keşfedin
it-1-E 359 p. 5
Sınır
Ürdün Irmağı’nın batısındaki toprakların paylaştırılmasıyla ilgili kayıttan görüldüğü gibi, kuralar önce Yahuda kabilesi (Yş 15:1-63), Yusuf (Efraim) kabilesi (Yş 16:1-10) ve ırmağın batı kısmına yerleşecek olan Manasse kabilesinin yarısı için (Yş 17:1-13) çekildi, bu kabilelerin sınırları ve şehirleri belirlendi. Bundan sonra diyarın paylaşılmasına ara verildiği anlaşılıyor. Kayıtta İsrail kampının Gilgal’den Şilo’ya taşındığı söyleniyor (Yş 14:6; 18:1). Bu aranın ne kadar sürdüğü belirtilmiyor. Ama sonunda Yeşu diğer yedi kabileyi, kalan topraklara yerleşmekteki ihmalkârlıkları nedeniyle azarladı (Yş 18:2, 3). Yedi kabilenin bu tutumunun sebebiyle ilgili yorumcuların çeşitli açıklamaları oldu. Bazı yorumculara göre, fetih sırasında bol bol ganimet elde edilmişti ve ani bir Kenan saldırısı tehlikesi yoktu. Bu nedenle, kabileler kalan toprakları mülk edinmeyi acil bir iş olarak görmemiş olabilir. Düşman direnişinin güçlü olduğu noktalarda düşmanla karşı karşıya gelmekte tereddüt etmelerinin de bir payı olabilir (Yş 13:1-7). Muhtemel başka bir neden de, Vaat Edilmiş Toprakların bu kısımları hakkında daha az bilgi sahibi olmalarıydı.
8-14 KASIM
TANRI’NIN SÖZÜNDEKİ HAZİNELER | YEŞU 20-22
Ruhi Hazineleri Keşfedin
it-1-E 402 p. 3
Kenan
Toprakların fethi sırasında birçok Kenanlı sağ kaldı ve İsrail hâkimiyetine girmemek için direndi. Yine de, Yeşu’nun yazdığı gibi, “Yehova İsrailoğullarının atalarına yeminle vaat ettiği tüm toprakları onlara verdi.” Ayrıca, “onlara her taraftan rahatlık verdi.” “Yehova’nın İsrail evine verdiği bütün güzel vaatlerin hiçbiri boş çıkmadı, tümü gerçekleşti” (Yş 21:43-45). Etraflarındaki tüm düşmanların gözü korkmuştu, bu yüzden de İsraillilerin güvenliği açısından gerçek bir tehdit oluşturmadılar. Tanrı daha önce onlara, diyar ıssız kalırsa vahşi hayvanlar çoğalacağı için, Kenanlıları o topraklardan “azar azar” kovacağını söylemişti (Çk 23:29, 30; Tkr 7:22). Kenanlıların üstün savaş donanımları ve demir tırpanlı savaş arabaları vardı. Ancak, İsraillilerin bazı bölgeleri ele geçirememesinin sebebi bu değildi. Onların başarısızlıklarından Yehova sorumlu tutulamaz ve sözünü yerine getirmediği söylenemezdi (Yş 17:16-18; Hk 4:13). Aksine, kayıt İsrail’in uğradığı az sayıdaki yenilginin tamamen kendi sadakatsizliklerinden kaynaklandığını gösterir (Sy 14:44, 45; Yş 7:1-12).
15-21 KASIM
TANRI’NIN SÖZÜNDEKİ HAZİNELER | YEŞU 23-24
“Yeşu’nun Halka Son Sözleri”
it-1-E 75
Antlaşma
Yüce Tanrı, Kenan topraklarının tüm hakkını İsraillilere verdi. Bunu atalarına vaat etmişti. Bu nedenle İsrailliler Kenan’da misafir veya yabancı değildi. Yehova onların, diyardaki putperest milletlerle antlaşma yapmasını yasakladı (Çk 23:31-33; 34:11-16). Onlar kovacakları milletlerin değil, yalnızca Yehova’nın kanunlarına uymalıydılar (Le 18:3, 4; 20:22-24). Yehova onları özellikle bu milletlerden kişilerle evlilik antlaşması yapmamaları konusunda uyardı. Bu antlaşmalar onları sadece putperest kadınlarla değil, putperest akrabalarla da yakınlaştıracak ve onların dini âdetlerine bulaştıracaktı. Bu da onlara tuzak olacak ve hakiki tapınmadan sapmalarına neden olacaktı (Tkr 7:2-4; Çk 34:16; Yş 23:12, 13).
13-19 ARALIK
TANRI’NIN SÖZÜNDEKİ HAZİNELER | HÂKİMLER 8-9
Ruhi Hazineleri Keşfedin
it-1-E 753 p. 1
Efod
Gideon iyi niyetliydi, Yehova’nın İsrail’e verdiği zaferi anmak ve O’nu yüceltmek istedi. Ancak, yaptığı efod “Gideon ve ev halkına bir tuzak oldu”; çünkü İsrailliler buna tapınarak sadakatsizlik ettiler (Hk 8:27). Bununla birlikte Kutsal Kitap Gideon’un bu efoda tapındığını söylemez. Tam tersi, Pavlus Hıristiyanlıktan önceki dönemde yaşamış sadık şahitler arasında onun da ismini sayar (İb 11:32; 12:1).
20-26 ARALIK
TANRI’NIN SÖZÜNDEKİ HAZİNELER | HÂKİMLER 10-12
Ruhi Hazineleri Keşfedin
it-2-E 26
Yeftah
Yeftah Evlilik Dışı Bir Çocuk Değildi. Yeftah’ın annesi ‘bir fahişeydi’ ama bu, Yeftah’ın evlilik dışı bir ilişkiden doğduğu anlamına gelmez. Annesi, Gilead’ın ikinci eşi olmadan önce fahişeydi; tıpkı Salmon’la evlenmeden önce fahişe olan Rahab gibi (Hk 11:1; Yş 2:1; Mt 1:5). Yeftah’ın evlilik dışı bir çocuk olmadığını gösteren bazı olaylar kayıtlıdır. Örneğin, Gilead’ın ilk eşinden doğan çocukları, mirasa ortak olmasın diye Yeftah’ı kovdular; evlilik dışı doğmuş olsaydı bunu yapmazlardı (Hk 11:2). Daha sonra Gilead halkı Yeftah’ı önderleri yaptı ve Yeftah’ın üvey kardeşleri topluluğun önde gelen kişilerindendi (Hk 11:11). Dahası, Yeftah Kutsal Çadırda Tanrı’ya sunu sunmuştu (Hk 11:30, 31). Evlilik dışı doğan bir çocuk için bunların hiçbiri mümkün değildi, çünkü Kanunda şu net ifade vardı: “Gayri meşru çocuk Yehova’nın cemaatine giremez. Onun soyundan, onuncu nesle kadar hiç kimse Yehova’nın cemaatine giremez” (Tkr 23:2).