Günah İşlemeği Âdet Haline Getirenleri Herkesin Önünde Tedip Etmek
1 Resul Pavlus’un, İbranilere yazdığı mektubun 12’inci babının 5-7 ayetlerinde belirtilmiş olduğu gibi, tedip, bir babanın çocuklarına karşı duyduğu sevginin bir ifadesidir. Bu nedenle tedibe, Tanrı’nın sevgisinin bir ifadesi olarak bakılmalı ve bundan dolayı ihtiyarların verdiği tedip de aynı şekilde görülmelidir. Tedip, bir kimsenin suçunu veya günahını görmesine, tövbe etmesine, dönmesine ve bu şekilde Tanrı’nın lütfu içinde kalmasına yardım etmelidir.
2 Pavlus, Timoteos’a, günah işlemeyi âdet haline getirenleri, hepsinin önünde (Yunancadan harfî tercüme “herkesin gözü önünde”) tedip etmesi talimatını vermekle acaba ne demek istemişti? Bu tedibin amacı, ‘başkalarının da korkusu olması’, yani aynı günahı işlemekten korkmasıdır. (I. Tim. 5:20) O halde acaba bu tedip herkesin önünde nasıl verilmelidir? Mukaddes Kitap “hepsinin önünde” ifadesini kesinlikle açıklamaz. O, tüm cemaatin önünde anlamına gelebilir veya suça şahit olanlar, yani başka sözlerle suç işlendiğinde orada hazır bulunanlar da dahil olmak üzere veya herhangi bir şekilde meseleye karışmış yahut meseleden haberdar olan herkesin önünde tedibin verileceğini de kastedebilir. Fakat durumlar ne olursa olsun Pavlus’un bahsettiği, kişisel bir mesele değil, alenî yani herkesi ilgilendiren bir meseledir.
3 Meselâ Mukaddes Kitap, bir kadının, kan akıntısından iyileştirildiğinde bunu bütün halkın önünde anlattığını söyler. (Luka 8:47) Bütün halkın önünde demekle, köyde bütün oturanların değil, o sırada orada hazır bulunanların önünde bunun anlatıldığını kasteder. Aynı şekilde Pavlus, Antakya’da Petrus’u tedip ettiğinde, Mukaddes Kitap, onun bunu “hepsinin önünde” yaptığını söyler, ki bu, bir toplantıda tüm cemaatin önünde ya da belki Petrus gibi Yahudi imanlıların kendilerini ayrı tuttukları bir yemekte onun bunu yaptığı anlamına gelir. (Gal. 2:11-14) Mukaddes Kitap “hepsinin önünde” ifadesini kesinlikle açıklamadığına göre, biz bu hususta doğmatik olamayız, fakat “ihtiyaca” göre bir yol tutmalıyız. Başka sözlerle eğer mesele cemaatin önüne getirilmeyi gerektiriyorsa, bu yapılmalı, fakat eğer o cemaati ilgilendiren bir mesele değilse, sadece ondan ders alacak kimselerin önünde tedipte bulunulmalıdır.
4 Başkalarının suçlarını veya günahlarını gereksiz yere ortaya yaymamak hususunda Mukaddes Yazılarda prensipler vardır. Genel olarak, Mukaddes Kitap, bir kimsedeki sevginin, kardeşinin günâhlarını örtmesi gerektiğini gösterir. (Sül. Mes. 10:12; 11:12, 13; 16:27; 17:19; I. Pet. 4:8) İsa şu tanrısal kuralı belirtmişti: “İnsanların size her ne yapmalarını istiyorsanız, siz de onlara öyle yapın.” (Mat. 7:12) O halde sadece kardeşler kendi iyilikleri için bir şeye ihtiyaç duydukları zaman mesele onların gözlerinin önüne serilmelidir. Ama buna ihtiyaç yoksa, gereksiz yere o kimseyi incitmemek için, suç herkesin önüne serilmemelidir.
5 Böylece resul Pavlus’un, I. Timoteos 5:20’deki “ta ki, başkalarının da korkusu olsun” beyanı, Kanun ahdinde kavmin önüne getirilmesi gereken belirli suçlarla ilgili buna benzer sözleri akla getirir. (Tesn. 13:6-11; 17:8-13; 19:15-20) Bunlar, ölüm cezası gerektiren irtidatı savunma günahları veya herkes tarafından bilinen günahlar ya da herkes tarafından bilinecek günahlardı. İsa’nın Matta 18:15-17’de talimat vermiş olduğu gibi, eğer mümkünse bütün kişisel meseleler mahrem tutulmalıdır. Ancak bu meseleler halledilemediğinde, halletmeleri için cemaatin temsilcilerinin, yani ihtiyarların önüne getirilmelidirler. Matta 18’de sözü edilen günahlar, her ne kadar müşareketten kesilmeğe yol açan ciddî günahlarsa da, eğer ihtiyaç yoksa, ortaya yayılmamalıdırlar.
6 Bundan dolayı ihtiyarlar, cemaatin bir ferdinin işlediği herhangi bir tür suçla ilgilendiklerinde, tedibin kimin önünde verilmesi gerektiğini, başka sözlerle bu tedip sadece bu suçla ilgili kimselerin mi yoksa tüm cemaatin önünde mi verilmesi gereken bir tedip olduğunu dikkatle ayırt edeceklerdir. Eğer mesele ilerde herkes tarafından bilinecekse veya zaten biliniyorsa veyahut tedibin günahkârın tövbe etmesine gerçekten yardımcı olacağı şüpheli ise veya günah işleyen kimse cemaat için bir tehlike olabilirse, bu durumlarda cemaatin önünde tedip gerekli olacaktır. Fakat diğer durumlarda tedip sadece bilen veya şahit olanların önünde verilmelidir.
7 Cemaatin önünde tedip ederken, eğer cemaat için bir tehlike teşkil etmiyorsa, tedip edilen kimsenin adını açıklamaya gerek olmayabilir. Bundan daha da önemli husus, cemaatteki herkesin kötü davranışın ciddiyetini görebilmesini ve aynı günahı veya suçu işlemekten korkmasını sağlamak üzere tedip gerektiren suçun cinsi, Mukaddes Kitap prensipleri ve deliller açıklanacaktır. Fakat eğer o kimsenin ismi açıklanırsa, “bu kimse tedip edilmektedir” diye sadece kısa bir ilân okunmalıdır. Ancak daha sonra başka bir zaman o suç hususunda Mukaddes Kitabın ne dediğini, bir kimsenin böyle bir suça nasıl yönelebileceğini ve ondan nasıl kaçabileceğini göstererek, o günahla ilgili, fakat isimden bahsedilmeden bir konuşma verilebilir.
8 Böylece tedibin sevgiyle fakat aynı zamanda kuvvetle verilmesinin gereği hususunda Mukaddes Kitabın bildirdiği prensipleri zihinde tutmak, şüphesiz hem tövbe eden günahkârın hem de tüm cemaatin yararına olacaktır.